Bağbozumu

Son bağbozumuydu bu ömrümün. Elbette en sonuncu değildi,biliyorum. Ömrüm oldukça daha nice bağbozumlarına tanık olacağım gibi daha niceleri de benim bağbozumumu seyredeceklerdir.

Ama bu sonbahardakinin "son" olmasını diliyor kalbim delicesine.

Hazindir bağbozumları. Sene boyunca emek verdiğin,gözün gibi baktığın o "bağ" ı bozmak zorunda olmak... Bozup da başka birşeye çevirmek... Hemde eski görkemli "bağ"la alakası olmayan birşeye. 

Telaşlıdır bağbozumları. Bazen kalabalık,bazen yalnızdır,bazen umut dolu,bazen kahırlıdır. Ama hep telaşlıdır. Kimisi o telaşla bozduğu bağı birşeylere çevirmeye çalışır,kimisi gayretle yeni bir bağ yapmaya...

Ama şimdilerde,sonbaharın son demlerinde ,benim ne yeni bir bağa ne de eski bağın artıklarına tahammülüm var. Şimdi ne bağ olacak, ne üzüm ne de bozum. 

Bir bozum'um daha olmasın diye bağ yapmayı göze almayacağım. Belki de yoruldum. Yine de biliyorum; ben bozumlara seyirci kalayım derken bağlara da seyirci kalacağım hep...

Diye yazarken Sezen'in dizeleri haykırıyor: "Dayan,gözümün nuru! Kavuşacağız elbet bir bağ bozumu!" Benim ümitsiz bağbozumuma yakışmıyor bu şarkı!

Yine de bağbozumunun ardından yeni bir bağın kendiliğinden yeşermeyeceğini kim söyleyebilirki, Kim söyleyebilir o yeni bağın salkımlarını kalbime uzatmayacağını...

28.11.2009

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !